Peki filmler bu sorunun çözümüne bir katkısı oluyor mu ?
Güneydoğuda yaşanan intihar vakaları ve töre cinayetleri sinema filmelerine ve dizilere konu olmaya devam ediyor. Sıla, Saklı Yüzler ve Havar bu konunun işlendiği film ve dizilerden yalnızca bir kaçı. Töre cinayetlerine elle tutulur bir katkı sağlamadığı bilinen bu filmlerin toplumdaki töre korkusunu açığa vurmanın dışında, bazı şeyleri meşru kıldığı da bilinen bir gerçek. Havar filmi de buna benzer bir konu işliyor. Batman'daki intihar olaylarının aslında namus cinayeti olabileceği düşüncesiyle ortaya çıkan filmin özeti şöyle: " Havar adındaki genç kız komşu köyden bir genç ile adının aşk dedikodularına çıkması, onunla evlenebilme hakkını önce kendinde olduğunu düşünen amcasının oğlu Şehmus'u kızdırır. Şehmus normal bir insan değildir, pskolojik sorunları vardır, çünkü kadınları bir meta gibi görmektedir. "Zorla güzellik olur, olacaktır" felsefesindedir. Havar'ın babasına baskı yaparak kızını öldürmesini ister. Cahiliye dönemindeki kız çocuklarını gömmeye teşvik işleminden hiçbir farkı olmayan bu işlemin o dönemden tek farkı daha ileri bir tarihte yapılıyor olmasıdır.
Buraya kadar iyi ama bu tarz filmlerin bir banta sarılmış gibi aynı konuyu aynı şekilde işlemesinin töre cinayetlerinin engellenmesine bir katkısı oluyor mudur? Bunu sorgulamak gerekir. Aksi halde rutin bir ezberden hiçbir farkı olmayacaktır. Olanı göstermek yerine olması gerekeni göstermek "töre" denilen kalıplaşmış bazı geleneklerin kırılmasını sağlayacaktır.
Tuba Olgac







